HALİSÜNATİF KATLİAM 2
Bu şekilde uzun yıllar hastalar ve bazı müptezeller tarafından ilkel yöntemlerle kullanılan esrar, bilimin gelişmesiyle birlikte modern dünyada bazı değişimler yaşadı. İlk önce 1803 yılında bir eczacı kalfası olan Adam Sertürner tarafından afyonun terkibi analiz edilerek morfin bulundu, daha sonra Alman bilim insanı Heinrick Dresser morfin üzerinde bazı değişiklikler yaparak Heroin'i geliştirdi. Kahraman anlamına gelen 'hero' sözcüğünden geliştirilen bu ad Trakyalı bir vatandaşımızın 'h' leri söylemeyip eroin demesiyle bizim ülkemizde eroin diye anılmaya başlandı. Başlarda büyük bir icat olduğu düşünülüp piyasaya sürülse de zaman içinde insanlar üzerinde yaptığı ruhsal ve fiziksel zararlar görülünce yasaklandı. Ama artık çok geçti çünkü başta Avrupa ve Amerika olmak üzere dünyanın bir çok yerince canki( eroin bağımlıları) toplulukları oluşmuştu.
HEROİN
Ülkemizde eroinin imalatı, 1900'lü yılların başlarında bir Japon firmasının Türk afyonundan eroin yapmak için İstanbul, Taksimde yasal olarak imalathane açmasıyla başlar ve bunu sahipleri Fransız ve Musevi olan kişilerce Kuzguncuk, Bahariye ve Eyüp'te eroin fabrikaları açılması ile devam edilir.
Yasal olarak imal edilmeye başlanan eroinin kullanımı sonucunda başta Avrupa ve diğer ülkeleri olmak üzere ülkemizde de neticesinin olumsuzluklarının bilincine varılması ile imalatından vazgeçilir ve kullanımına cezai yaptırımlar getirilir.
Şimdi bu başlık altında eroin bağımlısı bir insanın eroin etkisi altındayken yaşadığı kafayı birinci ağızdan anlatmam gerekiyor, ancak şükür ki yanımda yöremde eroin bağımlısı bir tanıdığım olmadığı için internetten bulduğum bilgileri paylaşıp geçiştireceğim. Ama öncesinde hepimizin yakından tanıdığı, değerli büyüğümüz sayın memati baş'ın bağımlılık zamanlarından bir sahne paylaşarak bir delikanlının ne hallere geldiğini göstermek istiyorum.
İnsanı ölüme sürükleyen bu uyuşturucu madde toz halinde olması itibariyle ilk kullanımında buruna çekmek suretiyle olmakta ancak daha sonraki denemelerde dozajı artırma meyilinde olan müptela bu tozu su ile karıştırıp doğrudan damara zerk etmek suretiyle kullanır. Bu kullanımlar esnasında artık kan damarlarında yer kalmayan kişi ayak damarları gibi bulabildiği ve iğnenin girdiği her yere zerk eder. Bazı müptelaların eroini sigara içerisine koyup yakarak, çıkan dumanı burunlarına çektikleri de bilinmektedir.
Eroin bağımlısı, günde 0,5 ile 3 gram arası takriben üç doz eroin kullanır ve gün geçtikçe artan dozlarda artış meydana gelir. Eritilerek enjekte yolu ile damardan veya toz halinde burundan çekilerek alınan eroini ilk kullananlarda kusma ve mide bulantısı sık görülür ve zamanlar iğne yaptığı yerlerde iğne izleri görülerek mikrop kapması neticesinde yaralar oluşur. Eroin kullanımı sonucu kişilerde Hepatit B, Hepatit C ve AİSD gibi hastalıklara rastlanıldığı bilinmektedir.
Eroin enjekte edilerek kullanıldığında daha çabuk doz aşımı olmakta ve dozun yüksek kaçırılarak kullanılması durumunda ise vücut yeterli derecede oksijen alamaz, soluk alış yavaşlar ve bunun takip eden baygınlık gözükür. Kişi derhal hastaneye götürülmemesi durumunda nefesi tam olarak durabilir ve ölüm ile neticelenir.
Eroin, uyuşturucu maddeler arasında en tahrip edicidir. Bir kere deneme amacıyla bile kullanılması durumunda dahi bağımlılık yapabilir ve bir daha uzaklaşabilmek çok zordur. Eroin müptelası kullanmadığı zaman hasta gibidir ve hiçbir şey yiyemez, içemez, acılar içerisinde kıvranır, sürekli olarak burnu ve gözleri akar. Eroin krizi başladığında eroinman bu acılarından ve normal bir insan haline gelebilmek için uyuşturucuyu bulup kullanmak zorundadır.
Eroin kullanımı sırasında ya da hemen sonra gelişen, klinik açıdan belirgin olarak uygunsuz davranışlara veya başlangıçtaki neşeden sonra ilgisizlik, huzursuzluk, sinirlilik halinin vücuda yansıması, yargılama bozukluğu, toplumsal ya da mesleki ilişkilerde bozulma gibi psikolojik değişiklikler görülebilmekle birlikte sersemlik hissi , sözü ağızda gevelercesine konuşma, dikkat ya da bellek bozukluğu eroin kullanımın sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. İlk başlarda düşük dozajlar ile alınan eroin maddesi ilerleyen dönemlerde "Aşırı Doz " ihtiyacını hissettirir ve koma, solunumun yavaşlaması, hipotermi, hipotansiyon ve kalbin yavaş atması aşırı doz semptomları gözlenir. Koma durumunda bağımlının, gözbebeği iğne ucu gibi küçülür ve solunum depresyonuyla gözükür. Madde kesildiğinde, huzursuzluk, kas ağrıları, bulantı ya da kusma, gözyaşının artması, burun akıntısı, kılların diken diken olması, ishal, uykusuzluk gibi yoksunluk belirtileri görülü
HEROİN
Ülkemizde eroinin imalatı, 1900'lü yılların başlarında bir Japon firmasının Türk afyonundan eroin yapmak için İstanbul, Taksimde yasal olarak imalathane açmasıyla başlar ve bunu sahipleri Fransız ve Musevi olan kişilerce Kuzguncuk, Bahariye ve Eyüp'te eroin fabrikaları açılması ile devam edilir.
Yasal olarak imal edilmeye başlanan eroinin kullanımı sonucunda başta Avrupa ve diğer ülkeleri olmak üzere ülkemizde de neticesinin olumsuzluklarının bilincine varılması ile imalatından vazgeçilir ve kullanımına cezai yaptırımlar getirilir.
Şimdi bu başlık altında eroin bağımlısı bir insanın eroin etkisi altındayken yaşadığı kafayı birinci ağızdan anlatmam gerekiyor, ancak şükür ki yanımda yöremde eroin bağımlısı bir tanıdığım olmadığı için internetten bulduğum bilgileri paylaşıp geçiştireceğim. Ama öncesinde hepimizin yakından tanıdığı, değerli büyüğümüz sayın memati baş'ın bağımlılık zamanlarından bir sahne paylaşarak bir delikanlının ne hallere geldiğini göstermek istiyorum.
İnsanı ölüme sürükleyen bu uyuşturucu madde toz halinde olması itibariyle ilk kullanımında buruna çekmek suretiyle olmakta ancak daha sonraki denemelerde dozajı artırma meyilinde olan müptela bu tozu su ile karıştırıp doğrudan damara zerk etmek suretiyle kullanır. Bu kullanımlar esnasında artık kan damarlarında yer kalmayan kişi ayak damarları gibi bulabildiği ve iğnenin girdiği her yere zerk eder. Bazı müptelaların eroini sigara içerisine koyup yakarak, çıkan dumanı burunlarına çektikleri de bilinmektedir.
Eroin bağımlısı, günde 0,5 ile 3 gram arası takriben üç doz eroin kullanır ve gün geçtikçe artan dozlarda artış meydana gelir. Eritilerek enjekte yolu ile damardan veya toz halinde burundan çekilerek alınan eroini ilk kullananlarda kusma ve mide bulantısı sık görülür ve zamanlar iğne yaptığı yerlerde iğne izleri görülerek mikrop kapması neticesinde yaralar oluşur. Eroin kullanımı sonucu kişilerde Hepatit B, Hepatit C ve AİSD gibi hastalıklara rastlanıldığı bilinmektedir.
Eroin enjekte edilerek kullanıldığında daha çabuk doz aşımı olmakta ve dozun yüksek kaçırılarak kullanılması durumunda ise vücut yeterli derecede oksijen alamaz, soluk alış yavaşlar ve bunun takip eden baygınlık gözükür. Kişi derhal hastaneye götürülmemesi durumunda nefesi tam olarak durabilir ve ölüm ile neticelenir.
Eroin, uyuşturucu maddeler arasında en tahrip edicidir. Bir kere deneme amacıyla bile kullanılması durumunda dahi bağımlılık yapabilir ve bir daha uzaklaşabilmek çok zordur. Eroin müptelası kullanmadığı zaman hasta gibidir ve hiçbir şey yiyemez, içemez, acılar içerisinde kıvranır, sürekli olarak burnu ve gözleri akar. Eroin krizi başladığında eroinman bu acılarından ve normal bir insan haline gelebilmek için uyuşturucuyu bulup kullanmak zorundadır.
Eroin kullanımı sırasında ya da hemen sonra gelişen, klinik açıdan belirgin olarak uygunsuz davranışlara veya başlangıçtaki neşeden sonra ilgisizlik, huzursuzluk, sinirlilik halinin vücuda yansıması, yargılama bozukluğu, toplumsal ya da mesleki ilişkilerde bozulma gibi psikolojik değişiklikler görülebilmekle birlikte sersemlik hissi , sözü ağızda gevelercesine konuşma, dikkat ya da bellek bozukluğu eroin kullanımın sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. İlk başlarda düşük dozajlar ile alınan eroin maddesi ilerleyen dönemlerde "Aşırı Doz " ihtiyacını hissettirir ve koma, solunumun yavaşlaması, hipotermi, hipotansiyon ve kalbin yavaş atması aşırı doz semptomları gözlenir. Koma durumunda bağımlının, gözbebeği iğne ucu gibi küçülür ve solunum depresyonuyla gözükür. Madde kesildiğinde, huzursuzluk, kas ağrıları, bulantı ya da kusma, gözyaşının artması, burun akıntısı, kılların diken diken olması, ishal, uykusuzluk gibi yoksunluk belirtileri görülü
Yorumlar
Yorum Gönder