HALÜSİNATİF KATLİAM
İnsanlık tarihinin gördüğü en sevimli cinayet aracı olan uyuşturucunun geçmişi çok eskilere dayanıyor. İlk uyuşturucu madde olan ve bugün hala popülerliğini koruyan, tüm uyuşturucuların babası sayılan esrarın M.Ö. 1550 yılında ilk kez Sümerlerde kullanıldığı düşünülüyor. Tabletlerde anlatıldığına göre bu organik madde bazı işlemlerden geçirildikten sonra değişik hastalıklara derman oluyor. Medeniyete dair her şey gibi esrar da bir süre sonra diğer komşu medeniyetlere ihraç ediliyor. Hatta bir dönemler Yunanistan'da tanrılık yapmışlığı bile var yani(yunan rüya tanrısı murpheus) hatta öyle bir tanrı ki Homeros ünlü Odysscia adlı eserinde 'onun bir parçasını kullananın, önünde ana babasını kesseniz umursamaz' diye yazıyor.
Kullanıldıktan sonra insanı bir dervişten daha huzurlu hale getiren bu madde, bulunamadığı durumlarda ise kullanıcısını kabil, kullanılan toplumu ise Sodom ve Gomore halkından daha tiksinç hale getirebiliyor. Uzun zaman önce bunun farkına varan bazı caniler tarafından da yaklaşık 500 yıldır kitle imha silahı olarak kullanılıyor. Bunun tarihi en yakın ve somut örneği İngiltere ve Çin arasında yaşanan 1842 I. Esrar Savaşı
esrar savaşları
19. yy. ortalarında İngiltere ve Çin arasında büyük bir çay ticareti vardı. İngiliz ve İspanyollar neredeyse çaylarının tamamını Çin'den ithal ediyorlardı. İlerleyen yıllarda çay karşılığında para vermenin Avrupa için oldukça pahalı olduğunu farkeden avrupalı yöneticiler, bazı tüccarları destekleyerek hint sömürgelerinden gasp ettikleri esrar ve keneviri Çine sokmaya başladı. Esrarın zararlarının farkında olan Çin yönetimi ise hemen esrar kullanımının önüne geçebilmek için bazı önlemler aldı. Bu maddenin ülkesine girmesine engel olmak isteyen Çin kralı dönemin İngiltere kraliçesine 'Sizin ülkenizde yasak olan bir şeyi bizim ülkemizde satmaya çalışmanız doğru değil.' dese de kraliçe tarafından çok umursanmadı. Tüm yasaklamalara rağmen hala Çin'e uyuşturucu sokmaya çalışan bir İngiliz tüccarı idam edince 1839 yılında ilk İng.-Çin savaşı patlak verdi. Çin devletinin yenilgisi üzerine imzalanan anlaşmayla İngiltere ve müttefikleri bazı kapütülasyonlar kazansa da, Çin yönetiminin baskıları neticesinde uyuşturucu kullanımı azalınca, İngiltere yine istediklerini elde edemedi. İlerleyen yıllarda gerçekleşen bir dizi savaş neticesinde Çin kapılarını ardına kadar Avrupalı tüccarlara açmak ve esrarı yasallaştırmak zorunda kaldı. Zaman içerisinde esrar, Çin ülkesinde tahıl kadar, pirinç kadar çok tüketilen bir madde haline geldi. İşçisi, köylüsü, burjuvası, entelektüelleri herkes birer bağımlı oldu. Ortalık 'hani yok mu bişiler' diyen müptezellerle dolmaya başlayınca, başlarda çay karşılığında alınan esrar artık altın ve gümüşle paha biçilir olur. İnsanlar esrar alabilmek için ellerindeki her şeyi satmaya başladı. Satacak malı olmayanlar başkalarından çalmaya, başkalarını gasp etmeye yöneldi. Satacak bir şeyi olmayanlar ve çalmaya gücü yetmeyenler ise - ki bunlar daha çok kadınlar- bedenlerini kiralamaya başladı.
Sonuç olarak Avrupalılar yıllarca para karşılığı aldıkları çay bitkisini ve hatta çaydan çok daha fazlasını -yani bütün çin topraklarının ve ulusunun kullanım hakkını- başka bir bitki sayesinde yok pahasına aldılar
Kullanıldıktan sonra insanı bir dervişten daha huzurlu hale getiren bu madde, bulunamadığı durumlarda ise kullanıcısını kabil, kullanılan toplumu ise Sodom ve Gomore halkından daha tiksinç hale getirebiliyor. Uzun zaman önce bunun farkına varan bazı caniler tarafından da yaklaşık 500 yıldır kitle imha silahı olarak kullanılıyor. Bunun tarihi en yakın ve somut örneği İngiltere ve Çin arasında yaşanan 1842 I. Esrar Savaşı
esrar savaşları
19. yy. ortalarında İngiltere ve Çin arasında büyük bir çay ticareti vardı. İngiliz ve İspanyollar neredeyse çaylarının tamamını Çin'den ithal ediyorlardı. İlerleyen yıllarda çay karşılığında para vermenin Avrupa için oldukça pahalı olduğunu farkeden avrupalı yöneticiler, bazı tüccarları destekleyerek hint sömürgelerinden gasp ettikleri esrar ve keneviri Çine sokmaya başladı. Esrarın zararlarının farkında olan Çin yönetimi ise hemen esrar kullanımının önüne geçebilmek için bazı önlemler aldı. Bu maddenin ülkesine girmesine engel olmak isteyen Çin kralı dönemin İngiltere kraliçesine 'Sizin ülkenizde yasak olan bir şeyi bizim ülkemizde satmaya çalışmanız doğru değil.' dese de kraliçe tarafından çok umursanmadı. Tüm yasaklamalara rağmen hala Çin'e uyuşturucu sokmaya çalışan bir İngiliz tüccarı idam edince 1839 yılında ilk İng.-Çin savaşı patlak verdi. Çin devletinin yenilgisi üzerine imzalanan anlaşmayla İngiltere ve müttefikleri bazı kapütülasyonlar kazansa da, Çin yönetiminin baskıları neticesinde uyuşturucu kullanımı azalınca, İngiltere yine istediklerini elde edemedi. İlerleyen yıllarda gerçekleşen bir dizi savaş neticesinde Çin kapılarını ardına kadar Avrupalı tüccarlara açmak ve esrarı yasallaştırmak zorunda kaldı. Zaman içerisinde esrar, Çin ülkesinde tahıl kadar, pirinç kadar çok tüketilen bir madde haline geldi. İşçisi, köylüsü, burjuvası, entelektüelleri herkes birer bağımlı oldu. Ortalık 'hani yok mu bişiler' diyen müptezellerle dolmaya başlayınca, başlarda çay karşılığında alınan esrar artık altın ve gümüşle paha biçilir olur. İnsanlar esrar alabilmek için ellerindeki her şeyi satmaya başladı. Satacak malı olmayanlar başkalarından çalmaya, başkalarını gasp etmeye yöneldi. Satacak bir şeyi olmayanlar ve çalmaya gücü yetmeyenler ise - ki bunlar daha çok kadınlar- bedenlerini kiralamaya başladı.
Sonuç olarak Avrupalılar yıllarca para karşılığı aldıkları çay bitkisini ve hatta çaydan çok daha fazlasını -yani bütün çin topraklarının ve ulusunun kullanım hakkını- başka bir bitki sayesinde yok pahasına aldılar
Yorumlar
Yorum Gönder